27 Mayıs 2014 Salı

Çikolatalı Kurabiye

Kurabiyenin en lezzetli hallerinden birisi bu çikolatalı kurabiye. Aynı zamanda pratik tarifi ile de, mutfağa girdiğimde akla ilk gelenlerden oluyor bizim evde. Tarifi kardeşimden alıp ilk yaptığımda, bir tepsiyi neredeyse iki kardeş birlikte bitireceklerdi. O gün bu gündür de sık sık yapılır oldu. Bu lezzetli kurabiyenin tarifini vermekte bu güne kısmet oldu;

Malzemeler :
  1. 2 yumurta
  2. 1 su bardağı toz şeker
  3. 1 su bardağından bir parmak eksik sıvı yağ
  4. 2 yemek kaşığı kakao
  5. 2,5 su bardağı un
  6. 1 paket kabartma tozu, 1 paket vanilya
  7. 3 yemek kaşığı damla çikolata
  8. 1 çay bardağı hindistan cevizi
Üzeri için;
  1. Bir paket bitter çikolata
  2. Hindistan cevizi
Hazırlanması :
  • Yumurta, şeker, sıvı yağ bir kapta karıştırılır.
  • Ardından un, kakao, kabartma tozu, vanilya, hindistan cevizi ve damla çikolata eklenir ve hamur yoğurulur.
  • Elde edilen hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparılır ve elle şekil verilir.
  • 175 derece fırında pişirilir.
  • Fırından çıkan kurabiyeler, önce benmari usulü eritilen bitter çikolataya sonra da hindistan cevizine batırılır.
Afiyet olsun...



17 Mayıs 2014 Cumartesi

Risale-i Nur Külliyatından Ölümün Mahiyeti

Soma'da yaşanan elim kazada hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralı kurtulanlara acil şifa ve yakınlarını kaybedenlere sabır diliyorum.
Geçtiğimiz sene yayınladığım, Risale-i Nur külliyatında geçen ölüm ve mahiyeti konulu paragrafları derlediğim yayını ,tekrar yayınlamak istiyorum.

"Hazırlanınız; başka, daimî bir memlekete gideceksiniz. Öyle bir memleket ki, bu memleket ona nisbeten bir zindan hükmündedir."

Ölüm ehl-i îman için bir terhistir. Ecel, terhis tezkeresidir. Bir tebdil-i mekândır, bir hayat-ı bâkiyenin mukaddimesi ve kapısıdır. Zindan-ı dünyadan çıkmak ve bağistan-ı cinana bir uçmaktır. Hizmetinin ücretini almak için huzur-u Rahman’a girmeğe bir nöbettir ve dâr-ı saadete gitmeğe bir davettir.

Ehl-i îman için ölüm, vazife-i hayat külfetinden bir terhistir; hem dünya meydanındaki imtihanda, ta’lim ve ta’limat olan ubudiyetten bir paydostur; hem öteki âleme gitmiş yüzde doksan dokuz ahbab ve akrabasına kavuşmak için bir vesiledir; hem hakîki vatanına ve ebedî makam-ı saadetine girmeye bir vasıtadır; hem zindan-ı dünyadan, bostan-ı cinana bir da’vettir; hem Hâlik-ı Rahîminin fazlından, kendi hizmetine mukabil, ahz-ı ücret etmeye bir nöbettir.

“Sizlere müjde! Mevt îdam değil, hiçlik değil, fenâ değil, inkıraz değil, sönmek değil, firâk-ı ebedî değil, adem değil, tesadüf değil, fâilsiz bir in’idam değil.. Belki bir Fâil-i Hakîm-i Rahîm tarafından bir terhistir, bir tebdil-i mekândır. Saâdet-i Ebediye tarafına, vatan-ı aslîlerine bir sevkiyattır. Yüzde doksan dokuz ahbâbın mecma’ı olan âlem-i berzaha bir visal kapısıdır.”

Ey biçâreler! Mezaristana göçtüğünüz zaman, “Eyvah! Malımız harab olup, sa’yimiz hebâ oldu; şu güzel ve geniş dünyadan gidip, dar bir toprağa girdik.” demeyiniz, feryad edip me’yus olmayınız... Çünkü: Sizin herşey’iniz muhafaza ediliyor. Her ameliniz yazılmıştır. Her hizmetiniz kaydedilmiştir. Hizmetinizin mükâfatını verecek ve her hayır elinde ve her hayrı yapabilecek bir Zât-ı Zülcelâl, sizi celb edip, yer altında muvakkaten durdurur. Sonra huzuruna aldırır. Ne mutlu sizlere ki; hizmetinizi ve vazifenizi bitirdiniz. Zahmetiniz bitti, rahata ve rahmete gidiyorsunuz... Hizmet, meşakkat bitti; ücret almağa gidiyorsunuz...

Ey insan! Yaptığın hizmet, ettiğin ubûdiyet boşuboşuna gitmez. Bir dâr-ı mükâfat, bir mahall-i saâdet senin için ihzar edilmiştir. Senin şu fâni dünyana bedel, bâkî bir Cennet seni bekler. İbâdet ettiğin ve tanıdığın Hâlık-ı Zülcelâl’in va’dine îman ve i’timad et. O’na va’dinde hulfetmek muhaldir. Kudretinde hiçbir cihetle noksaniyet yoktur. İşlerine, acz müdahale edemez. Senin küçük bahçeni halk ettiği gibi, Cennet’i dahi senin için halk edebilir ve halk etmiş ve sana va’d etmiş. Ve va’dettiği için, elbette seni onun içine alacak. 

Ey insan! Fenâya, ademe, hiçliğe, zulümata, nisyana, çürümeye, dağılmaya ve kesrette boğulmaya gittiğinizi tevehhüm edip düşünmeyiniz! Siz fenâya değil, bekaya gidiyorsunuz. Ademe değil, vücûd-u dâimîye sevk olunuyorsunuz. Zulümata değil, âlem-i nura giriyorsunuz. Sâhib ve Mâlik-i Hakîki’nin tarafına gidiyorsunuz ve Sultan-ı Ezelî’nin payitahtına dönüyorsunuz. Kesrette boğulmaya değil, vahdet dâiresinde teneffüs edeceksiniz. Firaka değil, visale müteveccihsiniz.

Mevt, idam değil; tebdil-i mekândır. Kabir ise, zulümatlı bir kuyu ağzı değil; nûrâniyyetli âlemlerin kapısıdır. Dünya ise, bütün şaşaasıyla âhirete nisbeten bir zindan hükmündedir. Elbette; zindan-ı dünyadan bostan-ı cinâna çıkmak ve müz’iç dağdağa-i hayat-ı cismâniyyeden âlem-i rahatâ ve meydan-ı tayeran-ı ervaha geçmek ve mahlûkatın sıkıntılı gürültüsünden sıyrılıp Huzur-u Rahmân’a gitmek; bin can ile arzu edilir bir seyahattir, belki bir saadettir.

Âhirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fâni dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme.

Dünya bir misafirhânedir. İnsân ise onda az duracaktır ve vazifesi çok bir misafirdir ve kısa bir ömürde hayat-ı ebediyyeye lâzım olan levazımatı tedârik etmekle mükelleftir.

Dünyanın yüz bahçesi, fâni olmak haysiyetiyle, âhiretin baki olan bir ağacına mukabil gelemez. 

Dost istersen Allah yeter. Evet o dost ise, herşey dosttur.
Yârân istersen Kur’ân yeter. Evet ondaki enbiya ve melâike ile hayalen görüşür ve vukuatlarını seyredip ünsiyet eder.
Mal istersen kanaat yeter. Evet kanaat eden, iktisad eder; iktisad eden, bereket bulur.
Düşman istersen nefis yeter. Evet kendini beğenen, belâyı bulur zahmete düşer; kendini beğenmeyen, safâyı bulur, rahmete gider.
Nasihat istersen ölüm yeter. Evet ölümü düşünen, hubb-u dünyadan kurtulur ve âhiretine ciddî çalışır.


                                               
Ruhum oldukça müebbed, ebedîdir ömrüm,
En büyük vuslata Allah’a çıkan yoldur ölüm.


                                                      Risale-i Nur Külliyatından



12 Mayıs 2014 Pazartesi

Mutfak Takımı Diktim

Uzun zamandır dikmeyi istediğim mutfak takımını sonunda diktim. Kumaşı ilk aldığımda 'nasıl durur acaba' diye tereddütlerim olsa da, sonradan bu kumaşı ve rengini mutfağıma çok yakıştırdım. 
Mutfak takımını; duck keten kumaştan, iki rengi kombin yaparak diktim.

Buzdolabı örtüsü;

masa örtüsü ve runner;

perdesi;

ekmek torbası;

Ve poşetlik;

Ve toplu bir bakış;

Herkese huzurlu ve sağlıklı günler diliyorum...











21 Nisan 2014 Pazartesi

Kahvaltılık Ekmekler

Bizim evde ekmek tüketiminin en eğlenceli şekli, yumurtalı ekmeklerdir. 


Çocuklar için ekmeği, sevdikleri kurabiye kalıpları ile kesiyorum. Sonra ekmeklerin üstüne süt, yumurta, rendelenmiş kaşar ve çok az da yağ ile yaptığım karışımı döküyorum. Ve fırında üzerileri kızaran neşeli ekmeklerimiz yenmeye hazır hale geliyor...
Sağlıklı, mutlu ve güzel bir hafta geçirmeniz dileklerimle...

30 Mart 2014 Pazar

Pembe Elbise



Bu kış kendi adıma, dikiş dikmek açısından çok da verimli geçmedi. Neyse ki kızımın ısrarla kendisine pembe elbise dikmemi istemesi sonucunda, dikiş makinemin başına oturabildim. Elbiseyi, pembe renkte fitilli kadife kumaştan diktim.

Arkadan düğmeli bir elbise modeli idi. Bu modeli, bir burda dergisinden çıkarmıştım. Aslında çocuklar için verilen en küçük kalıbı çıkartmama rağmen, 5,5 yaşındaki kızıma elbise kalıbı biraz büyük geldi. O yüzden kalıpta biraz değişiklik yaptım.


Kol manşetlerine, etek ucuna ve elbisenin yakasına açık pembe renk iple süs dikişleri yaptım. Elbisenin bel kısmına da kumaştan yoyo çiçekler yaptım ve ortalarına inciler diktim. 
Ortaya çıkan sonuçtan; hem kızım, hem de dikiş dikmeyi özleyen ben oldukça memnun kaldık. 



20 Mart 2014 Perşembe

Oraletli Pasta

Taşınmak hem zor, hem heyecanlı, hem yorucu, hem de hayatımıza yenilik katan güzel bir durum. Aynı zamanda benimde bir süredir yazı yazamama sebebim. İşlere tatlı bir mola vererek, sizlere nefis ve bir o kadar da lezzetli bir tarif vermek istiyorum.
Oraletli pasta, yapmayı ve yemeği en sevdiğim sütlü tatlılar arasında ön sırada. Nedeni ise, sadece lezzeti değil. Bu pasta, yıllar yıllar önce yapmayı denediğim ilk sütlü tatlı olmasının yanı sıra, eşimin favori tatlısı. "Hangi pastayı yapsam acaba?" diye sesli düşündüğümde, "oraletli pasta" kendisi tarafından adı ilk söylenen oluyor. Tarifi ise çok sevdiğim bir dostuma ait...


Oraletli pasta:

Malzemeler:

Muhallebisi için;
  • 1 litre süt
  • 1 su bardağı nişasta
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 paket vanilya
  • 2 yemek kaşığı tereyağı
Arasına; 1-2 paket burçak bisküvi

Üzeri için;
  • yarım litre su (2,5 su bardağı)
  • yarım su bardağı nişasta
  • yarım su bardağı şeker
  • yarım su bardağı portakallı oralet
Hazırlanması:
  1. 1 litre süt, 1 su bardağı nişasta, 1 su bardağı şeker bir tencereye alınır ve karıştırılarak muhallebi kıvamında pişirilir. Ocaktan alınca vanilya ve tereyağı da eklenir.
  2. Pişen muhallebinin yarısı borcama dökülür ve muhallebinin üzerine burçak bisküviler yerleştirilir. Ardından kalan muhallebi de bisküvilerin üzerine dökülür.
  3. Daha sonra üzeri için gerekli malzemelerin hepsi karıştırılarak pişirilir. Ve muhallebinin üzerine dökülür.
  4. Kıvam alması için en az 2 saat buzdolabında bekledikten sonra tatlı servise hazır hale gelmektedir.




26 Şubat 2014 Çarşamba

Pembe Örgü Kazak

Kızım, her çocuk gibi, anneannesine bulduğu her fırsatta nazlanmayı çok seviyor. En son "Anneanne sen pembe kazak örmeyi biliyor musun?" dedi. Sağolsun anneannemiz cevabını bu şirin kazakla verdi.


Bir sabah uyandığında, kazağı yanı başında gören kızımın sevinci görülmeye değer bir görüntüydü. Hatta o kadar sevdi ki, yatarken de dahil olmak üzere, üzerinden çıkarmak pek mümkün olmuyor.


Herkese sağlıklı, mutlu ve huzurlu günler diliyorum...






23 Şubat 2014 Pazar

Futbol Sahası Pasta

Geçtiğimiz ay içerisinde oğlumun 7. doğum günü vardı. Doğum günü, benim oldukça yoğun olduğum bir döneme denk gelse de, biricik oğlumu kıramadım ve neyse ki  iki arada bir derede istediği pastayı yapabildim. 
Pastamız,bana göre her ne kadar aceleye gelmiş olsa da oğlumu mutlu etmeye yetti. 
Bu aralar futbola ilgi duymaya başlayan oğlumun, futbol sahası şeklindeki pastası;


Kurabiyeler için ise, kırmızı arabalar istedi;


İnşaallah tüm hayatı boyunca istekleri hayırlısıyla olur. Benim tek istediğim ise, evlatlarımın mutlu, huzurlu, sağlıklı olmaları ve hayırlı bir ömür geçirmeleri...






17 Şubat 2014 Pazartesi

Örgü Süveter

Şubat ayı İstanbul'da oldukça ılık geçiyor gibi görünse de, arada bir soğuk hava kendisini gösteriyor. Böyle durumlarda çocuklar için örgü yelek ve süveterler çok işe yarıyor.
İşte kızımın en sevdiği süveteri. Geçen sene teyzesi örmüştü.


Herkese huzurlu, mutlu, sağlıklı günler diliyorum...

7 Şubat 2014 Cuma

Karne Hediyesi

Kızımın gittiği anaokulu öğrencilerine, karnelerinin yanında vermek için, üzerlerinde isimlerinin yazılı olduğu kurabiyelerden hediye etmek istedi. Bana da büyük bir zevkle kurabiyeleri yapmak kaldı...


Şifa Sarayının sultanları ve paşaları,


Ve bu da bizim evin sultanının kurabiyesi,

Sizlerde özel günlerinize şeker kurabiyelerle lezzetlendirmek ve renk katmak ve isterseniz bizimle iletişime geçebilirsiniz.
İletişim ve sipariş: